Profiel van hülyaHülyaWeblogLijstenGastenboekMeer ![]() | Help |
Hülyasuskunluğum asaletimdenir...Her lafa verecek cevabim var...Ama ilk önce bakarım lafmı diye...Sonra söyleyene bakarım...adam mı diye.. |
|||||||||||||||||||||
|
15 augustus Ramazan Ayı FaziletleriPeygamber efendimiz (s.a.v.), Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki: (Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai] (Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai] (Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.) [Taberani] (Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi] (Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani] (Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym] (Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur] (Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya] (İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim] (Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani] İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki: Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz. Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer. Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir. Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi. İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir. Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir. Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin! Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır. Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai] (Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari] (Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.) [Deylemi] (Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani] (Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya] (Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi] (Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari] Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi) Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz. 11 maart oğluma
Sen, avuçlarımın arasında tuttuğum sıcacık nefessin. Sen, gökyüzündeki sonsuz mavilikle eşdeğer huzursun. Sen, yüreğimdeki ilkbahar kıpırtılarısın. Sen, güneşin batışındaki eşsiz güzelliksin. Sen, bakıp bakıp doyamadığım, kucaklamaktan hiç bıkmadığım, bebeğim, birtanecik oğlumsun............ Şiir: ANDAY 12 januari SONUNDA GELDİMHerkese 3 aylik uzun bir aradan sonra yeniden merhaba. Yokluguma ragmen bıkmadan sayfama giren, bana yorum yazan herkese sonsuz tesekkurler. Yuzyuze gorusemesekte inanılmaz dostluklar kuruluyor bu alemde, iyiki varsınız, hepinizi cok ozledim. 01 oktober ..Ramazan bayramınız mübarek olsun... Mevlam tüm insanlığa tekrar tekrar Ramazan sevincini nasip eylesin. ve tabii büyüklerimin ellerinden öperim Hepinize iyi bayramlar... 26 september KADİR GECESİ HEPİMİZE HUZUR AFİYET BOLLUK BEREKET GETİRSİN.
31 augustus HOŞ GELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN...desem ki
DESEM Ki 30 augustus SABIR
...![]() ![]()
Kolları arkasından bağlı bir gömlek gibi
Yapıştı üzerime, gitmiyor kaldı sevdan. Oysa hiç yıldız yokken tutulmuş dilek gibi Sonu yoktu hayaldi,düştü; masaldı sevdan. ![]() Ellerin çeyizime işlenmiş nakışımdı Gözlerin bir denize hasretle bakışımdı Saçların gemileri hesapsız yakışımdı Hiç umut bırakmadı ne varsa aldı sevdan. ![]() Ne gecikmiş itiraf ne adressiz sitemken Ne erken sönmüş ateş ne sessiz bir matemken Yalnızca ilkbahara yenilmiş bir meltemken Kuşattı dört yanımı ömrümü çaldı sevdan. ![]() Dermansız bıraktığın titreyen dizlerime İsmini dua gibi zikreden sözlerime Sabahı düşman bilmiş uykusuz gözlerime İklimsiz yağmurları zamansız saldı sevdan. ![]() 23 augustus Yüreğini yokla ey dost!!Dur dostum, dur ve bak etrafına... Ne görüyorsun? Orada, karlar üzerinde yırtık pabuçlarıyla okula giden çocuklar var. Önlüksüz, deftersiz, kitapsız... Orada dağ yollarında doğuran anneler var... Orada annesinin memesinden süt yerine kan emen bebeler var... Orada, gözleri hep bir iş umudunda sönen, evine her akşam ekmeksiz dönen, yüreği utanç mengenesine sıkışmış babalar var... Orada çocuklarını avutmak için tenceresinde aş yerine taş kaynatan anneler var. Orada kapısını soğuk rüzgarlardan başka kimsenin çalmadığı, açmadığı garipler var... Yaşlılar, dullar, yetimler, yatalak hastalar var. Doktorsuz, ilaçsız, mezar sessizliğindeki evlerinde kuşatılmış bir nice insan var orada... Çöplüklerde ekmek arayanlar var... Dur ve bak etrafına... Isınamayanlar, aylarca et görmeyenler, bir lokma ekmek için çamurlara bulananlar var orada... Gör onları... Önce gör! Görmezsen mes'ulsün çünkü... Bir beldede açlıktan ölse bir kişi, tüm şehrin insanları sorumlu tutulur onun ölümünden... diyor Allah'ın Rasulü... Gör, çünkü "komşusu açken tok sabahlayan bizden değildir" diyor. Gör ve ağla, Ömer bin Abdülaziz gibi: "Ümmet içindeki açların, fakirlerin, hasta olup ilaç bulamayanların, sırtına giyecek elbisesi olmayanların derdine düşen, Ömer bin Abdülaziz. Boynu bükük yetimlerin, yalnızlığa terkedilmiş dul kadınların, hakkını arayamayan mazlumların, küfür ve gurbet diyarlarındki Müslüman esirlerin acısını yüreğinde duyan, Kendisini, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çalışmaya takati olmayan muhtaç yaşlılardan, aile efradı kalabalık olan fakir aile reislerinden sorumlu hisseden... Ömer bin Abdülaziz gibi ağla ve sor: "Ya yarın hesap gününde Rabbim bunlar için beni sorguya çekerse, Rasululllah bunlar için bana serzenişte bulunursa ben nasıl cevap vereceğim." Çünkü sorulacaksın! Gör ve ulaş Fatih gibi kuytu sokaklarına şehrin... Yıkılmış hanümanları bul, mahcub gönüllere var, vakıf vakıf tutuştur sönmüş ocakları... Bezmi Alem, Gülnuş Sultan ol, kanat ger, fukara hastacıklara, sebil ol, susuzluktan dudağı çatlamışlara... Gör onları, çünkü "Beni kalbi kırıkların yanında ara" diyor Rabbin! Rabbine bir yakınlık bulmak için gör! Gör ve paylaş! Paylaşacak neyin varsa... Mal, mülk toplayıp, üstüne oturanları kınıyor Yaratan... "Yazıklar olsun" diyor toplayıp toplayıp sayanlara... Karunlaşanlara yazıklar olsun! Malını mülkünü putlaştıranlara! Karunlaşanlar yerin dibine geçiyor Kur'anımıza göre... Elini sıkıp yalayanlara yazıklar olsun! Yetimi itip kakanlara... Muhtaçlara hor bakanlara... Yazıklar olsun! Unutma: Bir melek iner her gün göklerden Dua eder paylaşanlar için... "İhsan et Rabbim, yenisini ihsan et" diye... Ve bir melek yönelir Rezzak-ı Aleme, "telef et nesi varsa cimrilik edenin, telef et!" diye seslenir. Kefenin cebi yok unutma... Paylaş! Hiç olmazsa tebessümünü paylaş! Bir tebessüm bırak geride. Yüreklerde... Cömertliğinden iz kalsın! Sevinç taşı insanların yüreğine, ümid taşı! Ekmeğini paylaş... Sofranı paylaş! Rızkı veren pay ayırmış sofrandan. Mahrum için, yetim için, esir için, yolda kalanlar için, borçlu olanlar için, can pazarına çıkanlar için... "Hepiniz fakirsiniz" diyor Yaratan... Her şey bir varmış, bir yokmuş O'nun nazarında... Yunus gibi bakarsan şayet Mal da yalan mülk de yalan Gel biraz da sen oyalan... Sadece fakirler değil... Herkes fakir... Sen, ben, o Yaratan'ı unutmazsan! Yaratan'a bak, kendine bak! Bir kader tablosundan başka nedir yaşadığın? Hayat imtihanında iki insan; Ya sen muhtaç olsaydın, ve muhtaç sen olsaydı! Paylaş ki yüreğin büyüsün. Fakirliğe düşeceğim diye korkmadan paylaş. Paylaş ki Rabbin "sevilenler" kervanına katılasın! Ver! Ver çünkü, "Ver" diye sesleniyor Yaratan... "Ver" diye sesleniyor Kur'an... Ver çünkü, "Ver" dedi sana her şeyi veren... Nefes alıp vermeyi, görmeyi, tutmayı, tebessüm etmeyi... Canını, malını... şu nur yüzle bebeleri... şu bağ bahçeleri... şu saray yavrusu evleri, apartmanları, gökleri, yeri... Kapat gözlerini, ne kadar fakirsin, gör! Bir göz alabilir misin zenginliğinle, ya bir kalb, ya bir akıl, ya bir hafıza... Nasıl bulursun eşinin ismini, nasıl tanırsın çocuğunun yüzünü, hafızan silinirse? Ver çünkü "Allah bu dünyaya zayıfların duası sebebi ile yardım eder"diyor Rahmet Peygamberi... Ver ve güzel ver! Çünkü "Sadakaları Allah alır" diyor Kelam-ı Kadim! Sadakaları Allah alıyor, sakın unutma! Yaratan'a vermek nasıl olursa öyle ver... Edeble ver. Şükranla ver. Gözlerinin içi gülerek ver. Yüreklere sevinç taşıyarak ver. Hakk'ın rahmet nazarına ma'kes olarak ver. Sağ elin verdiğini sol elin duymayacak kadar... Sadaka taşlarının o eşsiz nezaketi içinde... Yağmur gibi ver, güneş gibi ver, toprak gibi ver... Kibirsiz ol verirken.. Başa kakmadan ver! Mihnet yüklemeden! Aşağılamadan, hor görmeden ver! Kendini onun yerine koyarak ver... Duygularını paylaşarak ver! Allah'ın lütfunu paylaşan iki kul gibi ver. Malının içinde saklanmış hakkı iade eder gibi... Arınma duygusuyla ver! Paran arınsın, buğdayın arınsın, malın mülkün arınsın, yüreğin arınsın! Bir Müslümanın yufka yüreği ile kuşatırcasına ver! Şefkatle, sevgiyle, çağlayanlar gibi ver! Bir mü'minin edebi içinde ver! Rabbin buyruğuna bütün kalbinle katılırcasına ver. Yarım hurma ile olsun ateşten korunurcasına ver. Sevdiklerinden ver. Severek ver! İyiliklerle, güzelliklerle, Rabbin rahmeti ile buluşma niyetiyle, yüz aydınlığı için ver, gönlünde sevinç pırıltıları ile buluşmak için ver... Kazalara belalara zırh olsun diye ver. Kurtlanmış fasulyeyi verme, çürümüş domatesi, kokmuş eti, atılacak elbiseyi verme... Seni iğrendirecek olanı verme... Yarın senin sofrana konulacak olanı, üzerine giyeceğin şeyleri ver... Verdiklerin ahiret azığın olsun... Cennet sofrana konsun. Erteleme ver! "Erteleyenler helak oldu" diyor Kutlu Önder'in... Yarın verecek zamanın olmayabilir... Bak nasıl da göçüp gidiyor ansızın kafileler... Dağlar gibi malı mülkü bırakarak... "Kısa bir süre ver Rabbim" diyeceğin anlar gelecek, "sadaka verecek kadar, iyiler defterine geçecek kadar bir süre ver..." Oysa ecelde pazarlık yok. Dar zamana bırakma hesabı, kitabı... Derle, toparla, denkleştir ve gönder göndereceklerini... Bak etrafına bir... Gör... Görmemekten sorumlusun. Ver Vermemekten sorumlusun... Altına ve gümüşe kul olanlar helak oldu... Unutma!
|
|
||||||||||||||||||||
|
|