Profiel van hülyaHülyaWeblogLijstenGastenboekMeer Extra Help

Weblog


    15 augustus

    Ramazan Ayı Faziletleri

    Peygamber efendimiz (s.a.v.), Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:

    (Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]

    (Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]

    (Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.) [Taberani]

    (Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]

    (Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]

    (Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]

    (Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]

    (Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]

    (İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]

    (Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani]

    İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:

    Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

    Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur.

    Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

    Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

    Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

    İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.

    Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.

    Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur.

    Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin!

    Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.

    Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

    (Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]

    (Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]

    (Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.) [Deylemi]

    (Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]

    (Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]

    (Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi]

    (Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]

    Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi)

    Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.
    11 maart

    oğluma

     

    Sen,

    avuçlarımın arasında tuttuğum sıcacık nefessin.

    Sen,

    gökyüzündeki sonsuz mavilikle eşdeğer huzursun.

    Sen,

    yüreğimdeki ilkbahar kıpırtılarısın.

    Sen,

    güneşin batışındaki eşsiz güzelliksin.

    Sen,

    bakıp bakıp doyamadığım,

    kucaklamaktan hiç bıkmadığım,

    bebeğim, birtanecik oğlumsun............

    Şiir: ANDAY

    12 januari

    SONUNDA GELDİM

    Herkese 3 aylik uzun  bir aradan sonra yeniden merhaba. Yokluguma ragmen bıkmadan sayfama giren, bana yorum yazan herkese sonsuz tesekkurler. Yuzyuze gorusemesekte inanılmaz dostluklar kuruluyor bu alemde, iyiki varsınız, hepinizi cok ozledim.
    01 oktober

    ..

    Ramazan bayramınız mübarek olsun...

    Mevlam tüm insanlığa tekrar tekrar Ramazan sevincini nasip eylesin.

    ve tabii büyüklerimin ellerinden öperim

    Hepinize iyi bayramlar...
    26 september

    KADİR GECESİ HEPİMİZE HUZUR AFİYET BOLLUK BEREKET GETİRSİN.

    Ramazan ayında mübarek bir gece

    Kadir gecesi

    Kur’an-i Kerim’in inmeye basladigi Ramazan ayinin yirmi yedinci gecesi Islam’da en kutsal ve faziletli gecedir. Kadir gecesi, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayirlidir. Kur’an-i Kerim de bu gecenin faziletini belirten müstakil bir sure vardir. Bu surede yüce Rabbimiz söyle buyurmaktadir:

    “Dogrusu biz Kur’an’i Kadir gecesinde indirmisizdir. Kadir gecesinin ne oldugunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayirlidir. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü is için inerler. O gece, tanyerinin agarmasina kadar bir esenliktir” (Kadir, 1-5).

    Kadir Suresi

    Kur’an-i Kerim’in doksan yedinci suresi olup bes ayet; otuz kelime ve yüz yirmi harften olusur. Fasilasi “râ” harfidir. Ismini ilk ayetinde geçen “kadr” kelimesinden alan bu surenin Mekke’de mi, yoksa Medine’de mi indigi konusunda ihtilaf vardir.

    Sure, insanlara Kur’an’in degeri ve önemi hakkinda bilgi vermektedir. Allah Teala, Hicr Suresinde “Bunu biz indirdik” buyurur. Yani Hz. Peygamber (s.a.v)’in arzusu ile degil bizim dilememiz sonucu indirilen apaçik bir kitaptir 0.

    Kadr sözcügü burada su iki anlamda kullanilmis olabilir: Bunlardan biri, takdir anlamidir. Allah bu gece takdirleri yani kaderleri uygulamak üzere meleklere emir verir. Bunu, Duhân Suresindeki su ayet destekliyor: “O gece katimizdan her hikmetli emir sadir olur. “Diger anlami ise, azamet ve sereftir. Bu husus, surenin “Kadir gecesi bin aydan hayirlidir” ayetinde ifade edilmektedir. Nasil daha hayirli olmasin ki, Allah’in insanliga son mesaji bu gecede indirilmeye baslanmistir. Gece, degerini bu olaydan almaktadir. Ve bu geceyi anmak, insanliga rahmet olarak Kur’an’in inmeye basladigi bu geceyi ihya etmek Müslümanlara tavsiye edilmistir.

    Kadir gecesinin hangi gün oldugu konusunda birçok görüs ileri sürülmüstür. Ancak ümmetin büyük âlimlerinin çogunlugunun görüsü, Ramazan ayinin yirmi yedinci gecesi oldugu seklindedir.

    O gece öyle bir gecedir ki Kur’an ayetleri Hz. Muhammed (s.a.v)’in kalbine inmeye basladigi gecedir.

    Islam, hiç bir zaman dis görünüsü benimseyen, sekle önem veren sekilci bir din degildir. Bin aydan daha hayirli olan Kadir gecesini bugünkü anlasildigi sekilde “Bir gecelik ibadetle bütün günahlardan arinilacak” görüsü ancak muttakiler, inanmis samimi Müslümanlar için geçerlidir. Ancak böyle insanlarin o gecedeki ibadetleri makbul olur, ve Kur’an’in nazil oldugu o ilk manaya erisilebilir. Kadir gecesini hatirlayip o geceyi imanla ve sevabini umarak geçirmek Islam’in saglam ve bir bütün olan terbiye metodunun bir yanini olusturmaktadir.

    Surenin anlami söyledir: “Biz o (Kur’an)’i Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne oldugunu sen nereden bileceksin? Kadir gecesi bin aydan hayirlidir. Melekler ve Ruh, o gece Rablerinin izniyle (o yil takdir edilmis olan) her is için iner de iner. Esenliktir o, tâ tan yeri agarincaya kadar”.

    Surenin Inis Sebebi

    Bu surenin inisi hakkinda degisik rivayetler vardir. Bunlardan biri söyledir:

    Bir kere Resulüllah (s.a.v) Ashab-i Kirama Israilogullarindan birinin, silahini kusanarak Allah yolunda bin sene cihat ettigini bildirmisti. Ashabin buna hayret etmesi üzerine Cenabi Hak, Kadir suresini indirmistir (Tecrîd-Sarîh Tercemesi, VI, 313).

    Kadir Gecesi Denilmesinin Sebebi

    Bu geceye Kadir gecesi denilmesi seref ve kiymetinden dolayidir. Çünkü:

    a) Kur’an-i Kerim bu gecede inmeye baslamistir.

    b) Bu gecedeki ibadet, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin ayda yapilan ibadetten daha faziletlidir.

    c) Gelecek bir seneye kadar cereyan edecek olan her türlü hadiseler Allah Tesl’nin ezeli kaza ve takdiri ile ilgili meleklere bu gece bildirilir (Tecrîdi Sarih Tercemesi, VI, 312).

    d) Bu gecede yeryüzüne Cebrail ve çok sayida melek iner.

    e) Bu gece tanyerinin agarmasina kadar esenliktir, her türlü kötülükten uzaktir. Yeryüzüne inen melekler ugradiklari her mümine selam verirler.

    Hangi Gecede Oldugu

    Kadir gecesinin hangi gece oldugu kesin olarak bilinmemekle beraber genellikle Ramazan’in yirmi yedinci gecesinde oldugu tercih edilmistir. Hz. Peygamber (s.a.v) bunun kesinlikle hangi gece oldugunu belirtmemis, ancak; “Siz Kadir gecesini Ramazan’in son on günü içerisindeki tek rakamli gecelerde arayiniz” buyurmustur (Buhari, Müslim).

    Baska bir hadiste ise Ibn Ömer (r.a) söyle nakletmistir: Sahabelerden bazi kimselere, rüyalarinda, Kadir gecesinin, (Ramazan’in) son yedi günü içinde oldugu gösterildi. Resulüllah (s.a.v) onlara: “Görüyorum ki rüyalariniz Ramazanin son yedi günü hakkinda birbirine uygun düsmüstür. Artik kim Kadir gecesini aramaya kalkisirsa, onu Ramazan’in son yedisinde arasin, buyurmustur (Buhari, Müslim).

    Gizli Olmasinin Sebebi

    Islam kaynaklarinda belirtildigine göre Allah Teala bir takim hikmetlere dayanarak Kadir gecesini ve onun disinda daha bazi seyleri de gizli tutmustur. Bunlar:

    Cuma günü içerisinde duanin kabul olacagi saat; bes vakit içerisinde Salât-i vusta; ilahi isimler içerisinde Ism-i Azam; bütün taatlar ve ibadetler içerisinde rizay-i ilahi; zaman içerisinde kiyamet ve hayat içerisinde ölümdür. Bunlarin gizli tutulmasindan maksat müminlerin uyanik, dikkatli ve devamli Allah’a ibadet ve taat içerisinde olmalarini saglamaktir. Müminler bu geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, ibadet ve taatle degerlendirmelidir. Ebu Hureyre (r.a)’in rivayet etmis oldugu hadisi serifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) söyle buyurmustur:

    “Kim Kadir gecesini, faziletine inanarak ve alacagi sevabi Allah’tan bekleyerek ibadet ve taatla geçirirse geçmis günahlari bagislanir” (Buhari).



    Kadir Gecesinde Neler Yapmaliyiz?

    Kadir gecesini, namaz kilarak, Kur’an-i Kerim okuyarak, tövbe, istigfar ederek ve dua yaparak degerlendirmeliyiz.

    Üzerinde namaz borcu olanlarin nafile namazi kilmadan önce hiç degilse bes vakit kaza namazi kilmalari daha faziletlidir. Kazasi yoksa nafile kilar.

    Süfyan-i Sevri: “Kadir gecesi dua ve istigfar etmek namazdan sevimlidir. Kur’an okuyup sonra dua etmek daha güzeldir” demistir (Tecrid-i Sarih Tercemesi, VI, 313).

    Hz. Aise (r.ah) söyle anlatiyor: “Ey Allah’in Resulü! Kadir gecesine rastlarsam nasil dua edeyim? diye sordum. Resulüllah (s.a.v):

    “Allahümme inneke afüvvün tühibbü’l-afve fa’fu annî (Allah’im sen çok affedicisin, affi seversin, beni affet)” diye dua et, buyurdu (Tecrîd-i Sarih Tercemesi, VI, 314).

    Bu gecenin öyle bir ani vardir ki o anda yapilan ibadet ve dualar mutlaka makbul olur. Bu önemli ani yakalamak için gecenin bütününü tövbe ve istigfar ile geçirmek gerekir. Bu da kisinin imanini tazeler. Gecenin bütününü ibadetle geçiremeyenler en azindan teravihten sonra bir miktar oturup dua etmelidirler.

    Bu, bin aydan hayirli oldugu bildirilen gecede insanlik alemini huzura kavusturmak için gerekli olan esaslar indirilmistir. Namaz, zikir, tesbih, Kur’an okumak gibi bedeni ibadetlerimiz yaninda düsünce ile ibadet olarak isimlendirdigimiz tefekkürü insanligin amaci nedir? olgun insan olma mertebesine nasil ulasabiliriz? Nasil insanliga daha iyi hizmet edip, daha çok sevgi sunabiliriz? seklindeki odak noktalari ile güçlendirelim.

    Unutmayalim ki; özellikle bu gecede Tevvab olan Allah tövbelerimizi kabul edecektir. Bizlere bir ikram olarak sunulan bu kutsal Kadir gecesinde dualarimizdan insanligin huzuru, sevgi ve kardesligin saglanmasi ve devami için bizlere daha fazla güç, iman vermesi için yakaralim. Yalniz kendi sevdigimiz insanlarin degil, bütün insanlarin sevgiye layik oldugunu animsayarak sevgide saglam ve cömert bir ruha sahip olmak için de yardim dileyelim. Rahman ve Rahim Allah’in adiyla, hepimize hayirli kandiller diliyoruz.

    31 augustus

    HOŞ GELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN...

     

     

    HERKESE  HAYIRLI RAMAZANLAR DİLİYORUM...

    AİLELERİNİZLE

    SEVDİKLERİNİZLE

    DOSTLARINIZLA

    BİRLİKTE...

    UMUDU..HUZURU..MUTLULUĞU GETİRSİN HANELERİNİZE...

    desem ki


    Recados e Imagens - Flores - Orkut

     

     

     

    DESEM Ki

    Desem ki vakitlerden bir Nisan aksamidir,
    Ruzgarlarin en ferahlaticisi senden esiyor,
    Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
    Ormanlarin en kuytusunu sende gezmekteyim,
    Senden kopardim ciceklerin en solmazini,
    Topraklarin en bereketlisini sende surdum,
    Senden tattim yemislerin cumlesini.

    Desem ki sen benim icin,
    Hava kadar lazim,
    Ekmek kadar mubarek,
    Su gibi aziz bir seysin;
    Nimettensin, nimettensin!

    Desem ki...
    Inan bana sevgilim inan,
    Evimde senliksin, bahcemde bahar;
    Ve soframda en eski serap.
    Ben sende yasiyorum,
    Sen bende hukum surmektesin.
    Birak ben soyleyeyim guzelligini,
    Ruzgarlarla, nehirlerle, kuslarla beraber.
    Gunlerden sonra bir gun,
    Sayet sesimi farkedemezsen,
    Ruzgarlarin, nehirlerin, kuslarin sesinden,
    Bil ki olmusum.
    Fakat yine uzulme, musterih ol;
    Kabirde boceklere ezberletirim guzelligini,
    Ve neden sonra
    Tekrar duydugun gun sesimi gokkubbede,
    Hatirla ki mahser gunudur
    Ortaliga dusmusum seni ariyorum.

    30 augustus

    SABIR

     

    • Asıl hüner ve afiyet, bollukta sabretmesini bilmektir. İmam-ı Gazali
    • Bedende baş ne ise, imanda da sabır aynıdır. Başsız beden olmayacağı gibi, sabırsız da iman olamaz. Hz. Ali r.a.
    • Her güç sabır ile zaman birleştirilerek sağlanır. Balzac
    • Her söz için doğruluk, her doğruluk için iş, her iş için de sabır gerekir. Hatim-i Esam
    • Hoşlanmadığına sabretmedikçe, hoşlandığını ele geçiremezsin. Hz.İsa a.s.
    • İnsanlarda riyanın karışmıyacağı, hakiki tek vasıf sabırdır. Abdülaziz Bekkine
    • Sabır acıdır, ama tatlı meyvesi  vardır. Sadi
    • Sabır güzeldir, fakat yoksullarda olursa daha da güzel olur. Hadis-i Şerif
    • Sabır, hiç yüzü ekşitmeden acıyı yudum yudum içine sindirmendir. Cüneyt Bağdadi
    • Sabır, kurtuluşun anahjtarıdır. Mevlana
    • Sabır, imanın yarısıdır. Hadis-i Şerif
    • Sabırlı bir adamın öfkesinden sakınınız. La Rochefoucauld
    • Sabrın en büyüğü, Allah'ın emir ve yasaklarına karşı  sabretmektir. Ka'bül-Ahbar
    • Şükürle sabır birer binek hayvanı olsalardı, hangisine daha önce bineceğimi kestiremezdim. Hz.ömer r.a
    • Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir. Zümer Suresi / 10

    ...

     

     
    Kolları arkasından bağlı bir gömlek gibi
    Yapıştı üzerime, gitmiyor kaldı sevdan.
    Oysa hiç yıldız yokken tutulmuş dilek gibi
    Sonu yoktu hayaldi,düştü; masaldı sevdan.

    Ellerin çeyizime işlenmiş nakışımdı
    Gözlerin bir denize hasretle bakışımdı
    Saçların gemileri hesapsız yakışımdı
    Hiç umut bırakmadı ne varsa aldı sevdan.

    Ne gecikmiş itiraf ne adressiz sitemken
    Ne erken sönmüş ateş ne sessiz bir matemken
    Yalnızca ilkbahara yenilmiş bir meltemken
    Kuşattı dört yanımı ömrümü çaldı sevdan.

    Dermansız bıraktığın titreyen dizlerime
    İsmini dua gibi zikreden sözlerime
    Sabahı düşman bilmiş uykusuz gözlerime
    İklimsiz yağmurları zamansız saldı sevdan.
     
     
     
     

    23 augustus

    Yüreğini yokla ey dost!!

     

    Dur dostum, dur ve bak etrafına...
    Ne görüyorsun?
    Orada, karlar üzerinde yırtık pabuçlarıyla okula giden çocuklar var. Önlüksüz, deftersiz, kitapsız...
    Orada dağ yollarında doğuran anneler var...
    Orada annesinin memesinden süt yerine kan emen bebeler var...
    Orada, gözleri hep bir iş umudunda sönen, evine her akşam ekmeksiz dönen, yüreği utanç mengenesine sıkışmış babalar var...
    Orada çocuklarını avutmak için tenceresinde aş yerine taş kaynatan anneler var.
    Orada kapısını soğuk rüzgarlardan başka kimsenin çalmadığı, açmadığı garipler var...
    Yaşlılar, dullar, yetimler, yatalak hastalar var.
    Doktorsuz, ilaçsız, mezar sessizliğindeki evlerinde kuşatılmış bir nice insan var orada...
    Çöplüklerde ekmek arayanlar var...
    Dur ve bak etrafına...
    Isınamayanlar, aylarca et görmeyenler, bir lokma ekmek için çamurlara bulananlar var orada...
    Gör onları...
    Önce gör!
    Görmezsen mes'ulsün çünkü...
    Bir beldede açlıktan ölse bir kişi, tüm şehrin insanları sorumlu tutulur onun ölümünden... diyor Allah'ın Rasulü...
    Gör, çünkü "komşusu açken tok sabahlayan bizden değildir" diyor.
    Gör ve ağla, Ömer bin Abdülaziz gibi:
    "Ümmet içindeki açların, fakirlerin, hasta olup ilaç bulamayanların, sırtına giyecek elbisesi olmayanların derdine düşen, Ömer bin Abdülaziz.
    Boynu bükük yetimlerin, yalnızlığa terkedilmiş dul kadınların, hakkını arayamayan mazlumların, küfür ve gurbet diyarlarındki Müslüman esirlerin acısını yüreğinde duyan,
    Kendisini, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çalışmaya takati olmayan muhtaç yaşlılardan, aile efradı kalabalık olan fakir aile reislerinden sorumlu hisseden...
    Ömer bin Abdülaziz gibi ağla ve sor:
    "Ya yarın hesap gününde Rabbim bunlar için beni sorguya çekerse, Rasululllah bunlar için bana serzenişte bulunursa ben nasıl cevap vereceğim."
    Çünkü sorulacaksın!
    Gör ve ulaş Fatih gibi kuytu sokaklarına şehrin...
    Yıkılmış hanümanları bul, mahcub gönüllere var, vakıf vakıf tutuştur sönmüş ocakları...
    Bezmi Alem, Gülnuş Sultan ol, kanat ger, fukara hastacıklara, sebil ol, susuzluktan dudağı çatlamışlara...
    Gör onları, çünkü "Beni kalbi kırıkların yanında ara" diyor Rabbin!
    Rabbine bir yakınlık bulmak için gör!
    Gör ve paylaş!
    Paylaşacak neyin varsa...
    Mal, mülk toplayıp, üstüne oturanları kınıyor Yaratan...
    "Yazıklar olsun" diyor toplayıp toplayıp sayanlara...
    Karunlaşanlara yazıklar olsun!
    Malını mülkünü putlaştıranlara!
    Karunlaşanlar yerin dibine geçiyor Kur'anımıza göre...
    Elini sıkıp yalayanlara yazıklar olsun!
    Yetimi itip kakanlara...
    Muhtaçlara hor bakanlara...
    Yazıklar olsun!
    Unutma:
    Bir melek iner her gün göklerden
    Dua eder paylaşanlar için... "İhsan et Rabbim, yenisini ihsan et" diye...
    Ve bir melek yönelir Rezzak-ı Aleme, "telef et nesi varsa cimrilik edenin, telef et!" diye seslenir.
    Kefenin cebi yok unutma...
    Paylaş!
    Hiç olmazsa tebessümünü paylaş!
    Bir tebessüm bırak geride. Yüreklerde...
    Cömertliğinden iz kalsın!
    Sevinç taşı insanların yüreğine, ümid taşı!
    Ekmeğini paylaş...
    Sofranı paylaş!
    Rızkı veren pay ayırmış sofrandan.
    Mahrum için, yetim için, esir için, yolda kalanlar için, borçlu olanlar için, can pazarına çıkanlar için...
    "Hepiniz fakirsiniz" diyor Yaratan...
    Her şey bir varmış, bir yokmuş O'nun nazarında...
    Yunus gibi bakarsan şayet
    Mal da yalan mülk de yalan
    Gel biraz da sen oyalan...
    Sadece fakirler değil...
    Herkes fakir... Sen, ben, o
    Yaratan'ı unutmazsan!
    Yaratan'a bak, kendine bak!
    Bir kader tablosundan başka nedir yaşadığın?
    Hayat imtihanında iki insan;
    Ya sen muhtaç olsaydın, ve muhtaç sen olsaydı!
    Paylaş ki yüreğin büyüsün.
    Fakirliğe düşeceğim diye korkmadan paylaş.
    Paylaş ki Rabbin "sevilenler" kervanına katılasın!
    Ver!
    Ver çünkü,
    "Ver" diye sesleniyor Yaratan...
    "Ver" diye sesleniyor Kur'an...
    Ver çünkü, "Ver" dedi sana her şeyi veren... Nefes alıp vermeyi, görmeyi, tutmayı, tebessüm etmeyi... Canını, malını... şu nur yüzle bebeleri... şu bağ bahçeleri... şu saray yavrusu evleri, apartmanları, gökleri, yeri...
    Kapat gözlerini, ne kadar fakirsin, gör!
    Bir göz alabilir misin zenginliğinle, ya bir kalb, ya bir akıl, ya bir hafıza...
    Nasıl bulursun eşinin ismini, nasıl tanırsın çocuğunun yüzünü, hafızan silinirse?
    Ver çünkü "Allah bu dünyaya zayıfların duası sebebi ile yardım eder"diyor Rahmet Peygamberi...
    Ver ve güzel ver!
    Çünkü
    "Sadakaları Allah alır" diyor Kelam-ı Kadim!
    Sadakaları Allah alıyor, sakın unutma!
    Yaratan'a vermek nasıl olursa öyle ver...
    Edeble ver. Şükranla ver. Gözlerinin içi gülerek ver. Yüreklere sevinç taşıyarak ver.
    Hakk'ın rahmet nazarına ma'kes olarak ver.
    Sağ elin verdiğini sol elin duymayacak kadar...
    Sadaka taşlarının o eşsiz nezaketi içinde...
    Yağmur gibi ver, güneş gibi ver, toprak gibi ver...
    Kibirsiz ol verirken..
    Başa kakmadan ver!
    Mihnet yüklemeden!
    Aşağılamadan, hor görmeden ver!
    Kendini onun yerine koyarak ver... Duygularını paylaşarak ver!
    Allah'ın lütfunu paylaşan iki kul gibi ver.
    Malının içinde saklanmış hakkı iade eder gibi...
    Arınma duygusuyla ver!
    Paran arınsın, buğdayın arınsın, malın mülkün arınsın, yüreğin arınsın!
    Bir Müslümanın yufka yüreği ile kuşatırcasına ver!
    Şefkatle, sevgiyle, çağlayanlar gibi ver!
    Bir mü'minin edebi içinde ver!
    Rabbin buyruğuna bütün kalbinle katılırcasına ver.
    Yarım hurma ile olsun ateşten korunurcasına ver.
    Sevdiklerinden ver.
    Severek ver!
    İyiliklerle, güzelliklerle, Rabbin rahmeti ile buluşma niyetiyle, yüz aydınlığı için ver, gönlünde sevinç pırıltıları ile buluşmak için ver...
    Kazalara belalara zırh olsun diye ver.
    Kurtlanmış fasulyeyi verme, çürümüş domatesi, kokmuş eti, atılacak elbiseyi verme...
    Seni iğrendirecek olanı verme...
    Yarın senin sofrana konulacak olanı, üzerine giyeceğin şeyleri ver...
    Verdiklerin ahiret azığın olsun...
    Cennet sofrana konsun.
    Erteleme ver!
    "Erteleyenler helak oldu" diyor Kutlu Önder'in...
    Yarın verecek zamanın olmayabilir...
    Bak nasıl da göçüp gidiyor ansızın kafileler...
    Dağlar gibi malı mülkü bırakarak...
    "Kısa bir süre ver Rabbim" diyeceğin anlar gelecek, "sadaka verecek kadar, iyiler defterine geçecek kadar bir süre ver..."
    Oysa ecelde pazarlık yok.
    Dar zamana bırakma hesabı, kitabı...
    Derle, toparla, denkleştir ve gönder göndereceklerini...
    Bak etrafına bir...
    Gör...
    Görmemekten sorumlusun.
    Ver
    Vermemekten sorumlusun...

    Altına ve gümüşe kul olanlar helak oldu...
    Unutma!

    22 augustus

    alıntı

    Çok kucuktum. O'nu tanIdIgImda. Kimi zaman buker
    boynunu, huzunLenir. Kimi zaman icine kapanIr,
    gizemLidir. SevincLidir kimi zaman da. AcILIr sacILIr,
    ne$e verir etrafa... Cok mutLudur.

    Kimden mi soz ediyorum?

    Papatyadan tabii ki... Hani gençLigimizin baharInda
    bize öteki yüzünü gösteren sIrda$ImIz, arkada$ImIz,
    ümitLerimiz oLan papatyadan.

    Seviyor...Sevmiyor...Derken, bize yaranabiLdi mi sanki? YoLup bir kenara atmadIk mI? Kimi zaman
    kIzmadIk mI, küsmedik mi? Önde oLan hep bizim
    duyguLarImIzdI. Ama o bize hiç küsmedi, kIrILmadI.
    VefasInI hiç esirgemedi. ÜsteLik hep güLümsedi ve
    boyun büktü önümüzde. Onun da agLayabiLecegini hiç
    dü$ündünüz mü?

    Yagmur dI$Inda papatyaLarI suLayan nedir sizce? Tabii
    ki gözya$LarIdIr. Yani, papatyaLarIn kendi
    gözya$LarI...

    Bu gözya$LarInI farkedenLer de çiçek ruhundan anLayan
    duyarLI ve hassas kimseLerdir. Güne$in dogu$unu,
    doganIn uyanI$InI çogumuz izLemi$izdir. KurtLar,
    ku$Lar ve çiçekLer de uyanIr güne$Le birLikte. Tabii

    bir de bizim Papatya. Ama bayan Papatya herkesten
    gizLedigi dertLerini, kederLerini, hüzünLerini,
    üzerinden atIp çevreye ne$eLi görünme çabasIndadIr.
    AgLamak ve rahatLamak ister.

    Üzerinde ki çig taneLeri gözya$I oLmu$tur ona. AgLa
    papatya... Ne oLur sIkma kendini. Koy ver gitsin
    gözya$LarInI... AgLa...

    Siz hiç agLayan papatya gördünüz mü? Çig taneLerinin,
    papatyanIn beyaz yaprakLarI arasIndan süzüLmesi neye
    benzer biLir misiniz? Tabii ki çok güzeL bir hanImIn
    uzun kirpikLeri arasIndan döküLmeye çaLI$an
    gözya$LarIna... Eger bu anI görseydiniz, eminim ki
    etkisinden hiç kurtuLamazdInIz


    20 augustus

    OĞLUMA SÖZ VERDİM....

    • oğlum uyumadan ona söz vermiştim
      yıldızları tutacaktık elimizle ve bir odaya doldurup saatlerce bakacaktık ben sözümü tutamadım.
      ama o bana kırılmasada ben sözümü tutamadım
      yıldızlar bazı akşamlar neden kayboluyor baba ?
      anlattım ona bulutlar üzerini örtüyor soğuk havalarda
      diye ama anlamadı.
      ay neden var?
      ve güneş neden yakıyor onları
      ve bir çok soru???
      ama biliyormusun
      mavi sadece gökyüzünde değil
      denizdede var mavi görmesekte....
      baba benim annem neden uzaklara gitti yakınında ben varken
      bilsede öldüğünü o yinede sordu ve ağlatı.
      hiç kimse ağlamasın oğlum kadar,
      hiç bir baba yıldızları tutmak için her gece söz vermesin.
      o sansada annesini bir yıldız.
      bilsede bir melek
      ağlasada gelecek diye
      o anlayaçağı yaşa geldi ben ise kandıracak yaşta olmasını istedim
      büyüyeçeği gelmezdi aklıma emeklerken
      sallarken ayağaında annesi
      acı bizede uğratı bir deprem sabahı
      4 yaşında gizledi gülüşlerini içine
      kimseye vermesin allah babaya ağlayarak yalan söyletmeyii oğluna

    31 juli

    İyiki Varsin Bebeyim İyiki

    Yüreğim sonsuz açık sana
    Tüm iyilikler,güzellikler
    Senin olsun isterim
    Çünkü ben senin annenim

    Bıkmam usanmam dertlerinden
    Seninle ağlar,seninle gülerim
    Varlığın yeter bana
    Çünkü ben senin annenim

    Gözlerimiz konuşur seninle
    Gözlerinden okurum düşüncelerini
    İçindeki karmaşayı yaşarım bir bir
    Sevgin öyle büyük ki yüreğimde
    Ne mutlu bana senin annenim

    Seni çok ama çok seviyorum bebeğim
    VAZGEÇİLMEZİMSİN


    30 juli

    ...

    Image Hosted by ImageShack.us

    BOZUK SİMİT PARALARI İLE CENNETİ SATIN ALMAK
     
    Gunun son dersinin sonuna gelinmisti. Ogrenciler cikmak icin sabirsizlaniyordu. Defter ve kitaplarini cantalarina koydular. Zil calar calmaz, disari cikmak icin hazirdilar. Yalniz, Ali hazirlanmamisti.Gecikmek icin de elinden geleni yapiyordu.Nihayet zil caldi. Ogrenciler bir anda kapiya yoneldi. Ali, yerinden kalkmadi. Agir agir esyasini topladi. Bir yandan goz ucuyla ogretmenine bakiyor, bir yandan da arkadaslarinin gitmesini bekliyordu.

    Ogretmeni, onun bu hâlini fark etti:
    - Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?

    Ali, son arkadasinin da ciktigini gorunce cevap verdi:
    - Sizinle konusmak istiyordum ogretmenim.
    - Peki, dedi ogretmeni. Ne soyleyeceksin bakalim?
    - Ahmet arkadasimiz var ya…
    - Evet, ne olmus Ahmet’e?
    - Durumlari pek iyi degil galiba. Annesi, beslenme cantasina pekiyi seyler koymuyor.
    - Ee?
    - Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardim ettigimi bilirse uzulur. Gunde bir simit parasi biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?
     
    Cebinden bir avuc bozuk para cikarip ogretmenin masasinin uzerine koydu. Nurhan Ogretmen, paraya dokunmadi. Sandalyesine oturup dusundu.Ali hakkindaki bilgilerini yokladi. Bildigi kadariyla ailesinin durumu pekiyi degildi. Bu caliskan ve sevimli ogrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve dusunceliydi. Zengin bir ailenin cocugu degildi. Buna ragmen yardim etmek istiyordu. Ustelik yardim ettiginin bilinmesini istemiyordu.

    Nurhan Ogretmen:
    - Dur bakalim Ali, dedi. Bildigim kadariyla sizin de maddî durumunuz pekiyi degil. Yanlis mi biliyorum?
    - Dogru biliyorsunuz ogretmenim. Babam gundelikci. Cogu zaman is bulamiyor. Ama ben de calisiyor, para kazaniyorum.
    - Nerede calisiyorsun?
    - Simit satiyorum.

    Nurhan Ogretmen yine durup dusundu. Iyiligin bu kadarina ne demeliydi simdi. Bunun gerceklesmesi zordu. Onu, bundan vazgecirmek icin bir care bulmaliydi. Bunu yaparken, sevimli ogrencisini de kirmamaliydi. Onunla biraz daha konusursa, belki bir yolunu bulurdu.

    Nurhan Ogretmen, Ali’ye dondu:
    - Buyuyunce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
    - Cok zengin bir isadami…
    - Nicin?
    - Insanlara daha cok yardim etmek icin…
    - Guzel, dedi Nurhan Ogretmen. Bak simdi Ali, Ahmet’in ailesinin durumu pekiyi degil; bu dogru. Ama sizinki de bundan pek farkli degil. Istersen acele etme; cok zengin oldugun zaman insanlara yardim edersin.Olmaz mi?
    - Olmaz, dedi Ali. Simdi yapmaliyim.
    - Neden olmaz?
    - Uc sebepten dolayi olmaz.

    Birincisi: Bu para zaten benim degil. Iyilik ettigim icin Allah, beni insanlara sevimli gosteriyor. Insanlar da bundan etkileniyor, daha cok simit aliyorlar. Bu sayede gun boyu calisanlardan bile fazla simit satiyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gun iki simit alip guvercinlere veriyor.
    Ikincisi: “Agac yas iken egilir.” deniliyor. Simdiden iyilik yapmayi ogrenmezsem buyudugumde hic yapamam.
    Ucuncusu ise daha onemli: Buyudugum zaman cok zengin bir isadami olmak istiyorum. Zamaninda yatirim yapmayanlar buyuk isadami olamazlar.

    Nurhan Ogretmen, karsisinda buyuk biri varmis gibi dinliyordu:
    - Bu sonuncusunu pek iyi anlayamadim, dedi.?
    - Aciklayayim ogretmenim, dedi Ali. Simdi, cok zengin olmadigim icin, ancak gunde bir simit parasi kadar yardim edebiliyorum. Bundan fazlasini veremem. Allah, Cennet’i gucu kadar iyilik edene veriyor. Simdi gucum bu olduguna gore Cennet’in fiyati birkac simit parasi kadardir. Eger zengin olmadan olursem birkac simit parasiyla Cennet’e girebilirim. Bundan daha kârli bir yatirim olur mu?

    Nurhan Ogretmen’in gozleri dolmustu. Basini “Evet” anlaminda sallarken Aliyi evine yolladi.
     
    Sinifa geri donerken okulun bosaldigini fark etti. Esyalarini toplamak icin masasina dondugunde Ali’nin biraktigi parlarin masaustunde kaldigini fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paralari eline aldi. Hicbir para ona bu kadar kiymetli gelmemisti. Sanki elinde dunyanin en kiymetli incilerini, yakutlarini, elmaslarini tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile kiymetliydi. Oyle bu paralar, Bu bozuk SIMIT paralari, Cenneti satin alabilecek paralardi. Sanki hic birakmak istemeyen bir duygu ile simsIki kavradi bu bozuk simit paralarini.
     
    Oturdugu yerden kalkamadi Nurhan Ogretmen. Icinin doldugunu, Tarif edilemeyen duygulara boguldugunu hissetti. Birden bosalan saganak yagmurlar gibi aglamaya basladi. Agladi … Agladi.
     
    Kendine geldiginde aksam olmustu. Yavas yavas siniftan cikip okuldan ayrilirken bekci Sadik  “ Bozuk Simit paralari ile  cenneti satin almak, Bozuk Simit paralari ile  cenneti satin almak”  diye  Nurhan ogretmenin sayikladigini duydu. Bekcinin hayretler icinde “ Ne dediniz hocam “ demesini bile duymayan Nurhan ogretmen bekcinin saskin bakislari altinda aksamin alaca karanligina karisivermisti
     
    Yazari bilinmiyor ....

    Image Hosted by ImageShack.us


     

    SENİ SEVMEK(alıntı)

      Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket
    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket 


    Seni sevmek İdeolojilerin tükenmesidir beynimde Seni sevmek Ölümsüzlük isteğidir bende Ve yaşanmamış yıllarımın tazelenmesidir adeta Bahara güzellik katan çiçek gibi Ansızın gelişindi ömrümü güzelleştiren Seni sevmek Ahmed Arif'liktir benliğimde Şiirini dolu dolu okumak Ve her kelimesine seni sığdırabilmektir Dağ olup dağa kavuşmaktır En karanlık gecesinde şehrin Güneşini bulmaktır gökyüzünün Gözlerine bakarak Seni sevmek Anti demokratlıktır devrimci kişiliğimde Baş kaldırmaktır isyankarlığıma Bir tür eylemdir öz geçmişime Gülüp geçmektir Hiç olmamış sevgililerime Seni sevmek Nefessizliktir hücremde Ağlamaktır dolu dolu gözlerle Sen gelmemişken Anlatmaktır dostlarıma seni Bitiremeyipte devam etmektir Anlatamamaktır seni SEVMEK Seni sevmek Tanrılara baş kaldırmaktır korkusuzca Hayata bağlanmaktır kopmuşken Dört elle sarılmaktır hayata Zorluklara inat İnsanlıkla burun buruna gelmektir SENİ SEVMEK...)

    Yalnızlık zifiri gecelerde kimsesiz kalmak

    Temmuz ateşinde su bulamamak

    Şubat ayında ateşi aramak

    Günlerce aç kalmak gibi

     
    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

    YALNIZLIK


    Giderek saplandı yalnızlık yüreğime

    Atmak istediğimde atamıyor

    İhtiyacım olduğunda ise bulamıyorum

    Birşeyler itiyor beni sana

     
    Sevgin yahut heybetli bir kasırga

    Git aradığını orda bulacaksın diyor

    Fakat adres vermiyor. 

    Image and video hosting by TinyPic

     

    Geceleri senin yüzünden seviyorum

    Seninle uyuduğum için

    Kendimi senin yüzünden seviyorum

    Seni mutlu ettiğim için

    Hayatı senin yüzünden sevdim

    Benim olduğun için...

    Güneşi senin yüzünden sevdim

    Sana güldüğü için

    Yemyeşil ormanları senin yüzünden seviyorum

    Gözlerinin içinde olduğu için

    Şarkıları senin yüzünden sevdim

    Benim sevgimi anlattıkları için

    Bütün nedenlerim sensin

    Başka güzellik istemiyorum

    En güzelinin sahibiyim

    Hayır; onun kölesiyim...

     

     

    Image and video hosting by TinyPic  

    Image and video hosting by TinyPic

    Image and video hosting by TinyPic

    26 juli

    ACELE KARAR VERMEYİN

    Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış...Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. "Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: "Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler...İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş."Sadece at kayıp" deyin, "Çünkü gerçek bu.Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç.Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez." Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş...Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler."Babalık" demişler, "Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.." "Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "Sadece atın geri döndüğünü söyleyin.Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?" Köylüler bu defa açıkçn ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler...Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeyeçalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara."Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş."O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez." Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... "Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..." "Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar. "Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde... Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor."

    Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:

    "Acele karar vermeyin.Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir.Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.Buna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar.Bir kapı kapanırken, başkası açılır.Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."

    Alıntıdır
    23 juli

    ALINTI

    Bir Kez Gelde Gül Yüzünü Göreyim

     

    Bir kez gelde gül yüzünü göreyim

    Dikil karşımda bakışında demleneyim

    Bahtım senin olsun muradıma ereyim

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

     

    Gülümseyerek bir görünüver gözüme

    Bakışların yaksın beni can gelsin özüme

    Tercüman ol aşkı muhabbette sözüme

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

     

    Düşlerden usandım dualarım gerçek olsun

    Benliğim her haliyle seni canda bulsun

    Ver yüreğini ebediyen bende kalsın

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

    Adım adım dolaşalım seninle her sokakta

    Yokluğunda yüzüm hergün biraz daha solmakta

    Gülüm bak bu günde akşam olmakta

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

    Umudu dağıtsın her yere selamım

    Mutluluğu anlatsın herkese kelamım

    Seni merak olmasın bu defa meramım

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

    Gel ki gönül bahçemde gülüm açtı diyeyim

    Bu ömür sana amade başkasını nasıl seveyim

    Yarınlarımda sen ol ayrılık nedir bilmeyeyim

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

     

    Gönlümde bahar olsun artık her mevsim

    Göçüp gitmeyim Dünya'dan almadan hevesim

    Şükür ile çağlasın hayra yönelsin nefesim

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

     

    Damla damla tadayım yüreğimde seni

    Doyumsuz güzelliğin alıp gitsin benden beni

    Kolların sarsın artık seni bekleyen şu bedeni

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

     

    21 juli

    HAYAT NEDİR?(alıntı)

     Hayat, skor tabelası tutmak değildir.

    - Kaç arkadaşınız olduğu ya da kaçının sizi arkadaş kabul ettiği değildir.

    - Bu hafta sonu için planlarınızın olması değildir. Hafta sonunda yalnız olmanız da değildir.

    - Şu sıralarda sevgiliniz olması değildir. Geçmişte sevgiliniz olması değildir. Geçmişte kaç sevgiliniz olduğu değildir. Hatta bugüne dek hiç sevgiliniz olmaması da değildir.

    - Sizi kimin öptüğü değildir.

    - Seks değildir.

    - Aileniz ya da onların serveti değildir. Arabanızın markası da değildir.

    - Hangi okula gittiğiniz değildir.

    - Ne kadar güzel ya da ne kadar çirkin olduğunuz değildir. Giydikleriniz, ayakkabılarınız değildir. Ne çeşit müzik dinlediğiniz değildir.

    - Saçınızın sarı, siyah, kızıl, kahve olması değildir. Derinizin çok açık, ya da çok koyu olması değildir.

    - Okul notlarınız değildir. Ne kadar akıllı olduğunuz değildir. Herkesin size verdiği akıl notu hiç değildir. Hayat standart testlerin belirlediği kişiliğiniz de değildir.

    - Hayat hangi kulübü tuttuğunuz ya da hangi sporda ne kadar başarılı olduğunuz değildir.

    - Hayat, bir kağıda dökülmüş hayat hikayeniz ve bu hayat hikayesini kimin kabul ettiği de değildir.

    Amma..

    - Hayat, kimi sevdiğiniz, kimi incittiğinizdir.

    - Kimi mutlu, kimi mutsuz ettiğinizdir.

    - Sizin olanları koruyabilme ya da mahvedebilmenizdir.

    - Dostluklarınızdır.

    - Neyi söylediğiniz ve neyi kastettiğinizdir.

    - Hangi önemli hüküm ve kararları verdiğiniz ve de niçin verdiğinizdir.

    - İçinizde sevgiyi taşımak, büyütmek ve dağıtmaktır.

    - Ama en önemlisi, yalnız başına asla gerçekleştiremeyeceğiniz bir şeyi yapmak, hayatınızı, başka insanların kalbine dokundurabilmektir.

    - Başkalarının kalplerini etkileyecek yolu ancak siz seçersiniz. Ve hayat bu seçimlerdir zaten!..

    - Ve de insanlar böyle büyürler!.....

    12 juli

    GERÇEKTEN DOĞRUYA, DENİZ KABUKLARININ YOLCULUĞU...



    Uzun uzun yıllar evveldi....
    Uzak sahillerin, nemi yaprağı üzerinde, yemyeşil ormanlarında
    güzeller güzeli bir kız yaşarmış.......
    Adı yokmuş..
    Bir isme de, ihtiyacı yokmuş zaten.
    Duyamaz ve konuşamazmış, O......
    Tüm gün topladığı deniz kabuklarıyla uğraşırmış sadece.....
    Her sabah uyandığında,
    “acaba bugün, hangi deniz kabukları bulma şansına sahibim” diye merak duyarmış.....
    Kime sorsanız, tüm deniz kabuklarının birbirine benzediği o uzun sahillerde, o aylardır yıllardır hep mutlu ve
    her günü ayrı bir umut ve güzellik içinde, heyecanla yaşamaktaymış.....
    Çünkü O
    zamanın,
    sevenler için sonsuz olduğuna inanırmış......
    Çünkü O,
    zamanın,
    sevinenler için kısa
    üzülenler için çok uzun,
    korkanlar için çok hızlı ,
    bekleyenler içinse çok yavaş olduğunu, bilirmiş......
    O, sonsuzu seçen, seven , ama çok seven bir yüreğe sahipmiş......
    Topladığı ve dokunduğu her deniz kabuğu ile, yüreğine bir parça daha sevgi biriktirmekteymiş......
    O, deniz kabuklarında, kulaklarıyla duyamadığı, bilinmez nice sesleri dinlemekteymiş aslında......
    Yüreğinin kumsalları ve suları, ona hiç gitmediği, hiç görmediği kıyıların, nice hikayelerini anlatır durularmış......
    Dünya, onun yüreğinde atarmış...
    Dünya, onun yüreğinde ses verirmiş evrene......
    O, dünyayı yüreğinden işitir, bilir ve yaşarmış......
     
    Bazen işittiklerimiz, yeter sanırız...bildiklerimiz gerçek sanırız.......
    Ve bunlar mutlu etmez bizi.....
    Çünkü mutluluk;
    duyamadıklarımızda, gidemediklerimizde,
    fark edemediklerimizdedir....
    Oysa, görebildiklerimizden, daha fazlasıdır gerçekler........
    Günlük döngüler içinde, Sevdiklerimizle ve kendimizle paylaşabileceğimiz şeylerden uzak kalarak yaşıyoruz hayatlarımızı maalesef.....
    Hayat bu olmamalı.. Işler hiç bir zaman durulmayacaktır ki, hep yoğun, hep çok olacaktır......
    Ama sular bile durulur.
    Durulur ve durulanır o zaman su; sedeflenir, sakinliğin, dinginliğin tatlı huzuru , derinliği aks olur kumsallarda.....
    Bu hayattır işte.. Hayat oradadır...
    Dinlerken, beklerken, izlerken, durulanırken..
    Hayat orada yaşanır gerçel anlamda..
    Oysa bizler mekanik ve elektronik bir dünyaya hapis vaziyette şuursuz yaşıyoruz, “hayat, bu” diye.....
    Yaşamımızı, hayata ve kendimize endeksleyebilmeliyiz...
    Ggerçekle, doğru arasındaki farkı görebilmeliyiz......
    Hepimiz ....
    Gerçekten mutlu olmak,
    sadece yüreğin işidir...
    Yüreklerimize fırsat vermeliyiz.....
    Her yeni güne başlarken,
    hangi deniz kabuğuna dokunarak,
    bilinmedik hangi yaşama katılacağımız şansına gülümseyerek,
    umutla uyanmalıyız......
    Var olmanın güzelliği bu olsa gerek...
    Acaba, bugüne kadar,
    yüreğinizde kaç deniz kabuğu biriktirmişsinizdir ?
    Sen...,
    bugün hangi deniz kabuğunu dinledin,
    ve bugün kaç deniz kabuğu topladın?
    Insanın yüreği, belki de, deniz kabuklarından örülü olmalı.
    Her yürek, bir kumsal olmalı belki de......
    Kumsal gibi sonsuz olmalı.....
    Kum tanelerinin kristallerinde, nice deniz çiçekleri, sedefleri açtırmalı her gün için..
    Ve, her mevsimde ebruli olmalı o kumsal,
    her koşulda kumsalda olmalı varlığımız.
    Mesela, yazı, kumsal mevsimi biliriz sadece. Fakat, kışın da, oradayızdır.. Insanlar nedense, kumsalları, sadece yazın fark ederler......
    Ne talihsizlik.!
    Tıpkı, yüreklerimizi de, aynı talihsizliklerle fark edemediğimiz gibi
    Belki de, maviyi görmek değildir önemli olan..
    Belki, bakışlarımız gökyüzüne yöneldiğinde,
    Önce, uçurtmayı görebilmeli gözlerimiz..
    Önce uçurtmayı görebilirsek, mavileri de yakalarız zaten......
    Uçurtma, mavidedir nihayetinde....
    Eğer her gün, yeni bir var olma çiçeği açıyorsa gözlerimizde ve
    Yüreğimizin ebruli kumsallarından, yepyeni deniz kabukları, sedefler toplayabiliyorsak,
    Yokluk yok demektir, değil mi?

    VE, her sabah ya da akşam üstleri,
    Sulanmalı mutlak o var oluş çiçeklerimiz.......
    Güne ya da akşama başlarken
    Yürek su ister......Çiy ister... Şebnem ister......
    Insanın en yalnız olduğu zaman dilimlerdir, sabahın eri ve akşamüstleri.......
    Insanın en çok kendi olduğu, kendinde ve kendiyle olduğu vakitlerdir onlar.
    Doğrularımızdan, gerçeğe yönelik yolculuğun başladığı vakitlerdir.
    Sonsuza uzanan, uzanması gereken yürekler yollarını çiçeklendirme ve deniz kabuklarını sevgilendirme vakitleridir.
    Doğrularınıza sahip çıkın. Kendinizi yakalayın.
    Sonsuzluğu, kendinizden esirgemeyin.
    Bakın, dinleyin, dokunun, deniz kabuklarının size söyleyecekleri var..
    Yüreğinizin, ebruli kumsalından ayrılmayın.

    İPEK ÇITAK AYTEKİN
                                   


     
    *