Profiel van hülyaHülyaWeblogLijstenGastenboekMeer Extra Help

Weblog


    22 augustus

    alıntı

    Çok kucuktum. O'nu tanIdIgImda. Kimi zaman buker
    boynunu, huzunLenir. Kimi zaman icine kapanIr,
    gizemLidir. SevincLidir kimi zaman da. AcILIr sacILIr,
    ne$e verir etrafa... Cok mutLudur.

    Kimden mi soz ediyorum?

    Papatyadan tabii ki... Hani gençLigimizin baharInda
    bize öteki yüzünü gösteren sIrda$ImIz, arkada$ImIz,
    ümitLerimiz oLan papatyadan.

    Seviyor...Sevmiyor...Derken, bize yaranabiLdi mi sanki? YoLup bir kenara atmadIk mI? Kimi zaman
    kIzmadIk mI, küsmedik mi? Önde oLan hep bizim
    duyguLarImIzdI. Ama o bize hiç küsmedi, kIrILmadI.
    VefasInI hiç esirgemedi. ÜsteLik hep güLümsedi ve
    boyun büktü önümüzde. Onun da agLayabiLecegini hiç
    dü$ündünüz mü?

    Yagmur dI$Inda papatyaLarI suLayan nedir sizce? Tabii
    ki gözya$LarIdIr. Yani, papatyaLarIn kendi
    gözya$LarI...

    Bu gözya$LarInI farkedenLer de çiçek ruhundan anLayan
    duyarLI ve hassas kimseLerdir. Güne$in dogu$unu,
    doganIn uyanI$InI çogumuz izLemi$izdir. KurtLar,
    ku$Lar ve çiçekLer de uyanIr güne$Le birLikte. Tabii

    bir de bizim Papatya. Ama bayan Papatya herkesten
    gizLedigi dertLerini, kederLerini, hüzünLerini,
    üzerinden atIp çevreye ne$eLi görünme çabasIndadIr.
    AgLamak ve rahatLamak ister.

    Üzerinde ki çig taneLeri gözya$I oLmu$tur ona. AgLa
    papatya... Ne oLur sIkma kendini. Koy ver gitsin
    gözya$LarInI... AgLa...

    Siz hiç agLayan papatya gördünüz mü? Çig taneLerinin,
    papatyanIn beyaz yaprakLarI arasIndan süzüLmesi neye
    benzer biLir misiniz? Tabii ki çok güzeL bir hanImIn
    uzun kirpikLeri arasIndan döküLmeye çaLI$an
    gözya$LarIna... Eger bu anI görseydiniz, eminim ki
    etkisinden hiç kurtuLamazdInIz


    20 augustus

    OĞLUMA SÖZ VERDİM....

    • oğlum uyumadan ona söz vermiştim
      yıldızları tutacaktık elimizle ve bir odaya doldurup saatlerce bakacaktık ben sözümü tutamadım.
      ama o bana kırılmasada ben sözümü tutamadım
      yıldızlar bazı akşamlar neden kayboluyor baba ?
      anlattım ona bulutlar üzerini örtüyor soğuk havalarda
      diye ama anlamadı.
      ay neden var?
      ve güneş neden yakıyor onları
      ve bir çok soru???
      ama biliyormusun
      mavi sadece gökyüzünde değil
      denizdede var mavi görmesekte....
      baba benim annem neden uzaklara gitti yakınında ben varken
      bilsede öldüğünü o yinede sordu ve ağlatı.
      hiç kimse ağlamasın oğlum kadar,
      hiç bir baba yıldızları tutmak için her gece söz vermesin.
      o sansada annesini bir yıldız.
      bilsede bir melek
      ağlasada gelecek diye
      o anlayaçağı yaşa geldi ben ise kandıracak yaşta olmasını istedim
      büyüyeçeği gelmezdi aklıma emeklerken
      sallarken ayağaında annesi
      acı bizede uğratı bir deprem sabahı
      4 yaşında gizledi gülüşlerini içine
      kimseye vermesin allah babaya ağlayarak yalan söyletmeyii oğluna

    31 juli

    İyiki Varsin Bebeyim İyiki

    Yüreğim sonsuz açık sana
    Tüm iyilikler,güzellikler
    Senin olsun isterim
    Çünkü ben senin annenim

    Bıkmam usanmam dertlerinden
    Seninle ağlar,seninle gülerim
    Varlığın yeter bana
    Çünkü ben senin annenim

    Gözlerimiz konuşur seninle
    Gözlerinden okurum düşüncelerini
    İçindeki karmaşayı yaşarım bir bir
    Sevgin öyle büyük ki yüreğimde
    Ne mutlu bana senin annenim

    Seni çok ama çok seviyorum bebeğim
    VAZGEÇİLMEZİMSİN


    30 juli

    ...

    Image Hosted by ImageShack.us

    BOZUK SİMİT PARALARI İLE CENNETİ SATIN ALMAK
     
    Gunun son dersinin sonuna gelinmisti. Ogrenciler cikmak icin sabirsizlaniyordu. Defter ve kitaplarini cantalarina koydular. Zil calar calmaz, disari cikmak icin hazirdilar. Yalniz, Ali hazirlanmamisti.Gecikmek icin de elinden geleni yapiyordu.Nihayet zil caldi. Ogrenciler bir anda kapiya yoneldi. Ali, yerinden kalkmadi. Agir agir esyasini topladi. Bir yandan goz ucuyla ogretmenine bakiyor, bir yandan da arkadaslarinin gitmesini bekliyordu.

    Ogretmeni, onun bu hâlini fark etti:
    - Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?

    Ali, son arkadasinin da ciktigini gorunce cevap verdi:
    - Sizinle konusmak istiyordum ogretmenim.
    - Peki, dedi ogretmeni. Ne soyleyeceksin bakalim?
    - Ahmet arkadasimiz var ya…
    - Evet, ne olmus Ahmet’e?
    - Durumlari pek iyi degil galiba. Annesi, beslenme cantasina pekiyi seyler koymuyor.
    - Ee?
    - Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardim ettigimi bilirse uzulur. Gunde bir simit parasi biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?
     
    Cebinden bir avuc bozuk para cikarip ogretmenin masasinin uzerine koydu. Nurhan Ogretmen, paraya dokunmadi. Sandalyesine oturup dusundu.Ali hakkindaki bilgilerini yokladi. Bildigi kadariyla ailesinin durumu pekiyi degildi. Bu caliskan ve sevimli ogrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve dusunceliydi. Zengin bir ailenin cocugu degildi. Buna ragmen yardim etmek istiyordu. Ustelik yardim ettiginin bilinmesini istemiyordu.

    Nurhan Ogretmen:
    - Dur bakalim Ali, dedi. Bildigim kadariyla sizin de maddî durumunuz pekiyi degil. Yanlis mi biliyorum?
    - Dogru biliyorsunuz ogretmenim. Babam gundelikci. Cogu zaman is bulamiyor. Ama ben de calisiyor, para kazaniyorum.
    - Nerede calisiyorsun?
    - Simit satiyorum.

    Nurhan Ogretmen yine durup dusundu. Iyiligin bu kadarina ne demeliydi simdi. Bunun gerceklesmesi zordu. Onu, bundan vazgecirmek icin bir care bulmaliydi. Bunu yaparken, sevimli ogrencisini de kirmamaliydi. Onunla biraz daha konusursa, belki bir yolunu bulurdu.

    Nurhan Ogretmen, Ali’ye dondu:
    - Buyuyunce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
    - Cok zengin bir isadami…
    - Nicin?
    - Insanlara daha cok yardim etmek icin…
    - Guzel, dedi Nurhan Ogretmen. Bak simdi Ali, Ahmet’in ailesinin durumu pekiyi degil; bu dogru. Ama sizinki de bundan pek farkli degil. Istersen acele etme; cok zengin oldugun zaman insanlara yardim edersin.Olmaz mi?
    - Olmaz, dedi Ali. Simdi yapmaliyim.
    - Neden olmaz?
    - Uc sebepten dolayi olmaz.

    Birincisi: Bu para zaten benim degil. Iyilik ettigim icin Allah, beni insanlara sevimli gosteriyor. Insanlar da bundan etkileniyor, daha cok simit aliyorlar. Bu sayede gun boyu calisanlardan bile fazla simit satiyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gun iki simit alip guvercinlere veriyor.
    Ikincisi: “Agac yas iken egilir.” deniliyor. Simdiden iyilik yapmayi ogrenmezsem buyudugumde hic yapamam.
    Ucuncusu ise daha onemli: Buyudugum zaman cok zengin bir isadami olmak istiyorum. Zamaninda yatirim yapmayanlar buyuk isadami olamazlar.

    Nurhan Ogretmen, karsisinda buyuk biri varmis gibi dinliyordu:
    - Bu sonuncusunu pek iyi anlayamadim, dedi.?
    - Aciklayayim ogretmenim, dedi Ali. Simdi, cok zengin olmadigim icin, ancak gunde bir simit parasi kadar yardim edebiliyorum. Bundan fazlasini veremem. Allah, Cennet’i gucu kadar iyilik edene veriyor. Simdi gucum bu olduguna gore Cennet’in fiyati birkac simit parasi kadardir. Eger zengin olmadan olursem birkac simit parasiyla Cennet’e girebilirim. Bundan daha kârli bir yatirim olur mu?

    Nurhan Ogretmen’in gozleri dolmustu. Basini “Evet” anlaminda sallarken Aliyi evine yolladi.
     
    Sinifa geri donerken okulun bosaldigini fark etti. Esyalarini toplamak icin masasina dondugunde Ali’nin biraktigi parlarin masaustunde kaldigini fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paralari eline aldi. Hicbir para ona bu kadar kiymetli gelmemisti. Sanki elinde dunyanin en kiymetli incilerini, yakutlarini, elmaslarini tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile kiymetliydi. Oyle bu paralar, Bu bozuk SIMIT paralari, Cenneti satin alabilecek paralardi. Sanki hic birakmak istemeyen bir duygu ile simsIki kavradi bu bozuk simit paralarini.
     
    Oturdugu yerden kalkamadi Nurhan Ogretmen. Icinin doldugunu, Tarif edilemeyen duygulara boguldugunu hissetti. Birden bosalan saganak yagmurlar gibi aglamaya basladi. Agladi … Agladi.
     
    Kendine geldiginde aksam olmustu. Yavas yavas siniftan cikip okuldan ayrilirken bekci Sadik  “ Bozuk Simit paralari ile  cenneti satin almak, Bozuk Simit paralari ile  cenneti satin almak”  diye  Nurhan ogretmenin sayikladigini duydu. Bekcinin hayretler icinde “ Ne dediniz hocam “ demesini bile duymayan Nurhan ogretmen bekcinin saskin bakislari altinda aksamin alaca karanligina karisivermisti
     
    Yazari bilinmiyor ....

    Image Hosted by ImageShack.us


     

    SENİ SEVMEK(alıntı)

      Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket
    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket 


    Seni sevmek İdeolojilerin tükenmesidir beynimde Seni sevmek Ölümsüzlük isteğidir bende Ve yaşanmamış yıllarımın tazelenmesidir adeta Bahara güzellik katan çiçek gibi Ansızın gelişindi ömrümü güzelleştiren Seni sevmek Ahmed Arif'liktir benliğimde Şiirini dolu dolu okumak Ve her kelimesine seni sığdırabilmektir Dağ olup dağa kavuşmaktır En karanlık gecesinde şehrin Güneşini bulmaktır gökyüzünün Gözlerine bakarak Seni sevmek Anti demokratlıktır devrimci kişiliğimde Baş kaldırmaktır isyankarlığıma Bir tür eylemdir öz geçmişime Gülüp geçmektir Hiç olmamış sevgililerime Seni sevmek Nefessizliktir hücremde Ağlamaktır dolu dolu gözlerle Sen gelmemişken Anlatmaktır dostlarıma seni Bitiremeyipte devam etmektir Anlatamamaktır seni SEVMEK Seni sevmek Tanrılara baş kaldırmaktır korkusuzca Hayata bağlanmaktır kopmuşken Dört elle sarılmaktır hayata Zorluklara inat İnsanlıkla burun buruna gelmektir SENİ SEVMEK...)

    Yalnızlık zifiri gecelerde kimsesiz kalmak

    Temmuz ateşinde su bulamamak

    Şubat ayında ateşi aramak

    Günlerce aç kalmak gibi

     
    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

    YALNIZLIK


    Giderek saplandı yalnızlık yüreğime

    Atmak istediğimde atamıyor

    İhtiyacım olduğunda ise bulamıyorum

    Birşeyler itiyor beni sana

     
    Sevgin yahut heybetli bir kasırga

    Git aradığını orda bulacaksın diyor

    Fakat adres vermiyor. 

    Image and video hosting by TinyPic

     

    Geceleri senin yüzünden seviyorum

    Seninle uyuduğum için

    Kendimi senin yüzünden seviyorum

    Seni mutlu ettiğim için

    Hayatı senin yüzünden sevdim

    Benim olduğun için...

    Güneşi senin yüzünden sevdim

    Sana güldüğü için

    Yemyeşil ormanları senin yüzünden seviyorum

    Gözlerinin içinde olduğu için

    Şarkıları senin yüzünden sevdim

    Benim sevgimi anlattıkları için

    Bütün nedenlerim sensin

    Başka güzellik istemiyorum

    En güzelinin sahibiyim

    Hayır; onun kölesiyim...

     

     

    Image and video hosting by TinyPic  

    Image and video hosting by TinyPic

    Image and video hosting by TinyPic

    26 juli

    ACELE KARAR VERMEYİN

    Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış...Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. "Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: "Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler...İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş."Sadece at kayıp" deyin, "Çünkü gerçek bu.Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç.Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez." Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş...Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler."Babalık" demişler, "Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.." "Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "Sadece atın geri döndüğünü söyleyin.Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?" Köylüler bu defa açıkçn ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler...Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeyeçalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara."Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş."O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez." Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... "Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..." "Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar. "Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde... Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor."

    Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:

    "Acele karar vermeyin.Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir.Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.Buna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar.Bir kapı kapanırken, başkası açılır.Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."

    Alıntıdır
    23 juli

    ALINTI

    Bir Kez Gelde Gül Yüzünü Göreyim

     

    Bir kez gelde gül yüzünü göreyim

    Dikil karşımda bakışında demleneyim

    Bahtım senin olsun muradıma ereyim

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

     

    Gülümseyerek bir görünüver gözüme

    Bakışların yaksın beni can gelsin özüme

    Tercüman ol aşkı muhabbette sözüme

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

     

    Düşlerden usandım dualarım gerçek olsun

    Benliğim her haliyle seni canda bulsun

    Ver yüreğini ebediyen bende kalsın

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

    Adım adım dolaşalım seninle her sokakta

    Yokluğunda yüzüm hergün biraz daha solmakta

    Gülüm bak bu günde akşam olmakta

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

    Umudu dağıtsın her yere selamım

    Mutluluğu anlatsın herkese kelamım

    Seni merak olmasın bu defa meramım

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

    Gel ki gönül bahçemde gülüm açtı diyeyim

    Bu ömür sana amade başkasını nasıl seveyim

    Yarınlarımda sen ol ayrılık nedir bilmeyeyim

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

     

    Gönlümde bahar olsun artık her mevsim

    Göçüp gitmeyim Dünya'dan almadan hevesim

    Şükür ile çağlasın hayra yönelsin nefesim

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

     

    Damla damla tadayım yüreğimde seni

    Doyumsuz güzelliğin alıp gitsin benden beni

    Kolların sarsın artık seni bekleyen şu bedeni

    Hasretinden yoruldum varlığını bileyim

     

    21 juli

    HAYAT NEDİR?(alıntı)

     Hayat, skor tabelası tutmak değildir.

    - Kaç arkadaşınız olduğu ya da kaçının sizi arkadaş kabul ettiği değildir.

    - Bu hafta sonu için planlarınızın olması değildir. Hafta sonunda yalnız olmanız da değildir.

    - Şu sıralarda sevgiliniz olması değildir. Geçmişte sevgiliniz olması değildir. Geçmişte kaç sevgiliniz olduğu değildir. Hatta bugüne dek hiç sevgiliniz olmaması da değildir.

    - Sizi kimin öptüğü değildir.

    - Seks değildir.

    - Aileniz ya da onların serveti değildir. Arabanızın markası da değildir.

    - Hangi okula gittiğiniz değildir.

    - Ne kadar güzel ya da ne kadar çirkin olduğunuz değildir. Giydikleriniz, ayakkabılarınız değildir. Ne çeşit müzik dinlediğiniz değildir.

    - Saçınızın sarı, siyah, kızıl, kahve olması değildir. Derinizin çok açık, ya da çok koyu olması değildir.

    - Okul notlarınız değildir. Ne kadar akıllı olduğunuz değildir. Herkesin size verdiği akıl notu hiç değildir. Hayat standart testlerin belirlediği kişiliğiniz de değildir.

    - Hayat hangi kulübü tuttuğunuz ya da hangi sporda ne kadar başarılı olduğunuz değildir.

    - Hayat, bir kağıda dökülmüş hayat hikayeniz ve bu hayat hikayesini kimin kabul ettiği de değildir.

    Amma..

    - Hayat, kimi sevdiğiniz, kimi incittiğinizdir.

    - Kimi mutlu, kimi mutsuz ettiğinizdir.

    - Sizin olanları koruyabilme ya da mahvedebilmenizdir.

    - Dostluklarınızdır.

    - Neyi söylediğiniz ve neyi kastettiğinizdir.

    - Hangi önemli hüküm ve kararları verdiğiniz ve de niçin verdiğinizdir.

    - İçinizde sevgiyi taşımak, büyütmek ve dağıtmaktır.

    - Ama en önemlisi, yalnız başına asla gerçekleştiremeyeceğiniz bir şeyi yapmak, hayatınızı, başka insanların kalbine dokundurabilmektir.

    - Başkalarının kalplerini etkileyecek yolu ancak siz seçersiniz. Ve hayat bu seçimlerdir zaten!..

    - Ve de insanlar böyle büyürler!.....

    12 juli

    GERÇEKTEN DOĞRUYA, DENİZ KABUKLARININ YOLCULUĞU...



    Uzun uzun yıllar evveldi....
    Uzak sahillerin, nemi yaprağı üzerinde, yemyeşil ormanlarında
    güzeller güzeli bir kız yaşarmış.......
    Adı yokmuş..
    Bir isme de, ihtiyacı yokmuş zaten.
    Duyamaz ve konuşamazmış, O......
    Tüm gün topladığı deniz kabuklarıyla uğraşırmış sadece.....
    Her sabah uyandığında,
    “acaba bugün, hangi deniz kabukları bulma şansına sahibim” diye merak duyarmış.....
    Kime sorsanız, tüm deniz kabuklarının birbirine benzediği o uzun sahillerde, o aylardır yıllardır hep mutlu ve
    her günü ayrı bir umut ve güzellik içinde, heyecanla yaşamaktaymış.....
    Çünkü O
    zamanın,
    sevenler için sonsuz olduğuna inanırmış......
    Çünkü O,
    zamanın,
    sevinenler için kısa
    üzülenler için çok uzun,
    korkanlar için çok hızlı ,
    bekleyenler içinse çok yavaş olduğunu, bilirmiş......
    O, sonsuzu seçen, seven , ama çok seven bir yüreğe sahipmiş......
    Topladığı ve dokunduğu her deniz kabuğu ile, yüreğine bir parça daha sevgi biriktirmekteymiş......
    O, deniz kabuklarında, kulaklarıyla duyamadığı, bilinmez nice sesleri dinlemekteymiş aslında......
    Yüreğinin kumsalları ve suları, ona hiç gitmediği, hiç görmediği kıyıların, nice hikayelerini anlatır durularmış......
    Dünya, onun yüreğinde atarmış...
    Dünya, onun yüreğinde ses verirmiş evrene......
    O, dünyayı yüreğinden işitir, bilir ve yaşarmış......
     
    Bazen işittiklerimiz, yeter sanırız...bildiklerimiz gerçek sanırız.......
    Ve bunlar mutlu etmez bizi.....
    Çünkü mutluluk;
    duyamadıklarımızda, gidemediklerimizde,
    fark edemediklerimizdedir....
    Oysa, görebildiklerimizden, daha fazlasıdır gerçekler........
    Günlük döngüler içinde, Sevdiklerimizle ve kendimizle paylaşabileceğimiz şeylerden uzak kalarak yaşıyoruz hayatlarımızı maalesef.....
    Hayat bu olmamalı.. Işler hiç bir zaman durulmayacaktır ki, hep yoğun, hep çok olacaktır......
    Ama sular bile durulur.
    Durulur ve durulanır o zaman su; sedeflenir, sakinliğin, dinginliğin tatlı huzuru , derinliği aks olur kumsallarda.....
    Bu hayattır işte.. Hayat oradadır...
    Dinlerken, beklerken, izlerken, durulanırken..
    Hayat orada yaşanır gerçel anlamda..
    Oysa bizler mekanik ve elektronik bir dünyaya hapis vaziyette şuursuz yaşıyoruz, “hayat, bu” diye.....
    Yaşamımızı, hayata ve kendimize endeksleyebilmeliyiz...
    Ggerçekle, doğru arasındaki farkı görebilmeliyiz......
    Hepimiz ....
    Gerçekten mutlu olmak,
    sadece yüreğin işidir...
    Yüreklerimize fırsat vermeliyiz.....
    Her yeni güne başlarken,
    hangi deniz kabuğuna dokunarak,
    bilinmedik hangi yaşama katılacağımız şansına gülümseyerek,
    umutla uyanmalıyız......
    Var olmanın güzelliği bu olsa gerek...
    Acaba, bugüne kadar,
    yüreğinizde kaç deniz kabuğu biriktirmişsinizdir ?
    Sen...,
    bugün hangi deniz kabuğunu dinledin,
    ve bugün kaç deniz kabuğu topladın?
    Insanın yüreği, belki de, deniz kabuklarından örülü olmalı.
    Her yürek, bir kumsal olmalı belki de......
    Kumsal gibi sonsuz olmalı.....
    Kum tanelerinin kristallerinde, nice deniz çiçekleri, sedefleri açtırmalı her gün için..
    Ve, her mevsimde ebruli olmalı o kumsal,
    her koşulda kumsalda olmalı varlığımız.
    Mesela, yazı, kumsal mevsimi biliriz sadece. Fakat, kışın da, oradayızdır.. Insanlar nedense, kumsalları, sadece yazın fark ederler......
    Ne talihsizlik.!
    Tıpkı, yüreklerimizi de, aynı talihsizliklerle fark edemediğimiz gibi
    Belki de, maviyi görmek değildir önemli olan..
    Belki, bakışlarımız gökyüzüne yöneldiğinde,
    Önce, uçurtmayı görebilmeli gözlerimiz..
    Önce uçurtmayı görebilirsek, mavileri de yakalarız zaten......
    Uçurtma, mavidedir nihayetinde....
    Eğer her gün, yeni bir var olma çiçeği açıyorsa gözlerimizde ve
    Yüreğimizin ebruli kumsallarından, yepyeni deniz kabukları, sedefler toplayabiliyorsak,
    Yokluk yok demektir, değil mi?

    VE, her sabah ya da akşam üstleri,
    Sulanmalı mutlak o var oluş çiçeklerimiz.......
    Güne ya da akşama başlarken
    Yürek su ister......Çiy ister... Şebnem ister......
    Insanın en yalnız olduğu zaman dilimlerdir, sabahın eri ve akşamüstleri.......
    Insanın en çok kendi olduğu, kendinde ve kendiyle olduğu vakitlerdir onlar.
    Doğrularımızdan, gerçeğe yönelik yolculuğun başladığı vakitlerdir.
    Sonsuza uzanan, uzanması gereken yürekler yollarını çiçeklendirme ve deniz kabuklarını sevgilendirme vakitleridir.
    Doğrularınıza sahip çıkın. Kendinizi yakalayın.
    Sonsuzluğu, kendinizden esirgemeyin.
    Bakın, dinleyin, dokunun, deniz kabuklarının size söyleyecekleri var..
    Yüreğinizin, ebruli kumsalından ayrılmayın.

    İPEK ÇITAK AYTEKİN
                                   


    06 juli

    ,,


    Sana nasıl anlatsam bilmiyorum. Ama bildiğim tek ama tek şey seni delicesine çok sevdiğim. Seninle öyle bütünleştim ki ayrılmak değil kopamıyorum senden. Ne seni bırakabiliyorum; ne de kendimi hiçe sayıyorum. Bunların ikisini de yapamıyorum. Çünkü artık düşünemiyorum. Kafama, benliğime o kadar yerleşmişsin ki; seni oradan çıkartmak olanaksız. Belki kendimi küçük düşürüyorum ama sevgide küçük düşme söz konusu olsa bile seve seve senin için her adımı atarım. Seni o kadar çok seviyorumki artık aşkım senden bile öte. Seni sevdiğimi dağlara, taşlara kısacası her yere; bütün kainata haykırmak istiyorum Seni Seviyorum!!

    Bu kelime topluluklarını defalarca senin için ama yalnız senin için tekrarlayabilirim. Biliyor musun; seni sevdiğimden beri artık çevremdeki her şey gözüme daha güzel daha hoş ve de daha ümit verici gelmeye başladı çünkü onlar bana seni hatırlatıyor...

    Dağlar gibi sende içimde çok büyük tutunulması zor bir yerdesin. Tepeler gibi sende içimde ulaşılması zorsun. Zirveye sadece bir kişi çıkar senin yaşamında; işte o da ben olmak istiyorum zirvede tek ben; BEN VE SEN...

    Su gibi berraksın ama içimdekileri de alıp götürüyorsun,yol gibi senin de sonun yok; yani seni sevmenin sonu yok... Bu böyle nereye kadar sürer bilemem tabi. Bunu ben belirleyemem; ama şunu bil ki seninle ölüme bile varım..!

    Sensiz geçen bir gün değil bir salise bile düşünemez oldum. Sen benim; benliğim, varlığım, hayatım, geleceğim, çılgınlığım, sevincim, mükemmelim, sevdiceğim kısacası her şeyim her şeyimsin...

    Sensiz bir hayatın oksijensiz yaşamdan farkı yoktur. Aldığım nefes içtiğim su yürüdüğüm yol her şeyde sen ve senden izler var.

    Seni seviyorum ,Seni seviyorum,Seni seviyorum,Seni seviyorum,Seni seviyorum...
    05 juli

    .

    yola çıkınca her sabah,

    bulutlara selam ver,

    taşlara,kuşlara,

    atlara,otlara,

    insanlara selam ver,

    ne görürsen selam ver,

    sonra çıkarıp cebinden aynanı,

    bir selamda kendine ver,

    hatırın kalmasın el gün yanında,

    bu dünyada sende varsın!

    üleştir dostluğunu varlığa,

    bir kısmı senide sarsın…

    01 juli

    ,,,

    AŞK EFSANESİ

    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

    Hani aşklar vardırya yıllarca unutulmayan
    Hafızalardan silinip köşeye atılmayan
    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
    İşte böyle bir aşk bu dünya alem bilecek
    Yüzyıllar geçsede maziden silinmeyecek
    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
    Gölgede bırakacak leyla ile mecnunu
    Kerem ile aslıya diyecekler aşk bumu
    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
    Arzu ile kamberin okunmaz esamesi
    Binlerce yıl sürecek aşkımız efsanesi
    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
    Biz Sevda Yolunda Yanan canlardan biriyiz
    Sevdalılar ordusunun yılmaz neferleriyiz
    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
    Herkes bizi gösterip işte bunlar diyecek
    Bizim aşk şarkımızı insanlık söyleyecek
    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
    Gönüle gem vurulmaz bunu bilmeyen varmı
    Aklıma gelir bazen sevdan beni boğarmı
    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
    Latifi böyle bir aşkla bağlanmış sana gülüm
    Senden vazgeçemezki görsede günlerce zulüm

    AŞK..AŞK NEDİR?

    AŞK NEDİR

    Ne okunur, ne yazılır...
    Aşk öyle bir hitaptır ki!
    Ne silinir, ne kazılır...
    Aşk öyle bir kitaptır ki!

    Ölüleri diriltir aşk!
    Dirileri delirtir aşk!
    Düşmesin bir taş yüreğe...
    Yavaş yavaş eritir aşk!

    Derttir, derman bildirmez aşk!
    Çektirir de öldürmez aşk!
    Hasret ile örülürse...
    Ağlatır da güldürmez aşk!

    Bâzen bir gözde bakış aşk!
    Bâzen bir sözde yakış aşk!
    Bâzen bir gülüş, edâdır...
    Bâzen bir gizli akış aşk!


    Öyle bir kitaptır ki Aşk!
    Çok yazılır...Çok okunur...
    Sihirli hitaptır ki aşk!
    Acemilere dokunur...

     

    30 juni

    İLK BAHAR GELECEK

    Bir gün ilk bahar gelecek Gönül yaralarımıza bir bir Kan kırmızısı güller açacak Talan edilmiş yüreğimize Bir daha sarılacağız yaşama Özgür bir hayat için Barış dolu bir dünya için Feda edilen geçmiş için Yokluk'la geçen ömür için Bir gün ilkbahar gelecek Biliyorum... Karacadağın ardından...


    ACI ÇEKMEK

    Mor dağlarla çevrili, durgun bir gölün kıyısına uzandım düşlerimle... Yüreğim, ak tüylü kuğuların sürmeli gözlerinde çarpıyor. Gözlerim suların duru sessizliğinde yıkanıp arınıyor. Ellerimi dağların doruklarına doğru kaldırmışım, geceyi durduruyorum gökyüzünde... Sen gelmeden önce bu güzellikler örtülmesin diye... Çünkü güzel olan her şeyde bir eksiklik var sen gelmeyince...



    Yağmur yüklü bulutların ağırlığını düşündün mü sen hiç?.. Duydun mu fırtınada azgın dalgaların kıyıya çarpışını?.. Bendini yıkan ırmakların çağıl çağıl akışındaki sevinci gördün mü?..



    İnsanoğlu da böyle olur işte kimi zaman... Duyguları yüreğine, düşünceleri beynine sığmaz olur. Yağmak ister yağmur gibi... Parçalanmak ister dalgalar gibi... Akmak ister ırmak örneği...



    Bulutları soğuk bir rüzgar önüne katar da, yağmur yağmak istediği yere yağamazsa, bil ki bulutlar anlatılmaz üzüntü içindedir. Parçalanamayan dalgalar, çağıl çağıl akamayan ırmaklar acılar çekmektedir...
    Osman SAYHAN
    21 juni

    UNUTAMADIM

     
    UNUTMADIM SENİ
    NE YAPTIMSA UNUTAMADIM
    YALANIM YOK SEVEMEDİM SENDEN SONRA KİMSEYİ
    VERMEDİM YÜREĞİMİ;ALDANMADIM
    AĞLAMADIM HER GİDENİN ARDINDAN
    GÖZLERİMİ YATIRIP DA UZAKLARA BEKLEMEDİM...
    TUTKUYU BİLMEDİM,KAPILMAYI...
    ÖZLEMLERİM OLDU YENİLMEDİM
    O HAİN SANCI HİÇ KIVRANDIRMADI SENDEN SONRA
    SEVDİĞİMİ SÖYLEMEDİM KİMSEYE VE SEVİLMEDİM
    ŞİMDİ ESKİLERDEN KALMA BİR ŞARKISIN DİLİME DOLADIĞIM
    HÜZÜN ÇİÇEĞİMSİN;SOLDURAMADIĞIM...
    UNUTAMADIĞIMSIN UNUTAMADIĞIM...
    SEN GELİNCE AKLIMA AĞLAMAK VAR YA
    YAZ GÜNÜ ŞUBATI YAŞAMAK VAR YA
    AKTIKÇA BİRİKTİN AKTIKÇA BİRİKTİN DUYGULARIMDA
    AKTIKÇA BİRİKTİN AKTIKÇA BİRİKTİN YANAKLARIMDA
    SEN GELİNCE AKLIMA GİZLİ GİZLİ AĞLARIM,ŞARKILARA DERT YANARIM
    SEN GELİNCE AKLIMA İÇLENİR KAHREDERİM VURULURUM KANARIM...
    DEDİM YA
    YALANIM YOK SEVEMEDİM SENDEN SONRA
    DÜŞÜNMEDİM SENDEN BAŞKA KİMSEYİ
    DİZLERİNDE UYUMADIM,SIĞINMADIM ÇOCUK GİBİ
    GÖĞSÜNDE AĞLAMADIM
    AŞKA AŞIK OLMADIM YENİDEN
    AYNALARDA DÜZELTMEDİM SAÇLARIMI,DUDAKLARIMI BOYAMADIM
    O KIRMIZI ELBİSEMİ HİÇ GİYMEDİM SENDEN SONRA
    VE HİÇ GÜZEL BULMADIM KENDİMİ
    HATIRLARMISIN EN ÇOK GÜLÜŞÜMÜ SEVERDİN
    NE ÇOK GÜLDÜRÜRDÜN BENİ...
    SENDEN SONRA HİÇ GÜLMEDİM
    SENDEN SONRA SOFRALAR HAZIRLAMADIM MUMLU ÇİÇEKLİ
    SAĞANDA YUMURTAYI AĞZIMA BİLE SÜRMEDİM
    ÖNLÜ ARKALI Bİ KASETE ÇEKTİĞİMİZ O ŞARKIYI HİÇ DİNLEMEDİM;DİNLEYEMEDİM...
    SAKLADIM MEKTUPLARINI
    RESİMLERİNİ YAKMADIM
    VE KAÇ KERELER KAÇ KERELER ÇEVİRİP DE KONUŞAMAYA CESARET EDEMEDİĞİM O TELEFON NUMARASINI HİÇ UNUTMADIM!!!
    SEN GELİNCE AKLIMA AĞLAMAK VAR YA
    YAZ GÜNÜ ŞUBATI YAŞAMAK VAR YA
    AKTIKÇA BİRİKTİN AKTIKÇA BİRİKTİN DUYGULARIMDA
    AKTIKÇA BİRİKTİN AKTIKÇA BİRİKTİN YANAKLARIMDA
    SEN GELİNCE AKLIMA GİZLİ GİZLİ AĞLARIM,ŞARKILARA DERT YANARIM
    SEN GELİNCE AKLIMA İÇLENİR KAHREDERİM VURULURUM KANARIM...
    İLK VURGUNUM,SON GÖZ AĞRIM;
    DİNMEDİ İÇİMDE SIZIN
    BU KAÇINCI GECE YANLIZIM
    ŞİMDİ KİM ŞİİRLER OKUR SABAHLARA DEK
    ELLERİM HANGİ ELLERİ TUTAR RÜYASIZ
    KİME BAKSAM SENİ GÖRÜYORUM
    SEN GELİNCE AKLIMA AĞLAMAK VAR YA AKTIKÇA BİRİKTİN DUYGULARIMDA
    YILLARCA GELİŞİNİ BEKLEDİM
    BANA DÖNÜŞÜNÜ...
    HİÇBİRŞEY DİNDİRMEDİ HASRETİNİ
    YOKLUĞUNU SİLMEDİ EN ACI ÖLÜMLER BİLE
    BEN HEP SENİ HATIRLADIM YENİ DOĞMUŞ BİR BEBEĞİN İLK ÇIĞLIĞINDA
    GEÇ KALINMIŞ SEVDALARIN AKŞAMLARINDA
    VE SEN VARDIN BİZAMANLAR ÖLESİYE SEVENLERİN AYRILIĞINDA
    SEN GELİNCE AKLIMA AĞLAMAK VARYA
    BEKLEMEK;CAN ÇEKİŞEN BİR TÜRKÜDÜR ARTIK YÜREKLER PARÇALAYAN
    UMUT;SOĞUK DUVARLARIN ARDINDA KALDI
    SEN GELMEZ OLDUN...
    SEN GELİNCE AKLIMA AĞLAMAK VAR YA...
    BÖYLE SEVMEK OLMAZ OLSUN OLMAZ OLSUN!!!
     
     
    Hayatta Aradım Yıllar Boyunca Derinliklerine İndim Yanlmsım Bulamadım Daha Sonra Gökteki Yıldızlarda Dolastım Gecenin Bir Vakti Yine Elim Bos Döndüm En Sonunda Buldum Hayat Sevgiydi Sevgi Sendin Ama Ben Sensizdim
    __________________



    ♥ ♥ ♥ baran♥ ♥ ♥
    ♥ ♥ ♥ Hafif Acılar Konuşabilir, Ama Derin Acılar Dilsizdir !. ♥ ♥ ♥
    ♥ ♥ ♥ beni öldürdün öle gittin gülün soldu♥ ♥ ♥
    18 juni

    YAŞAMAYA DEĞMEZ DÜNYA

    ,,

    yaşamaya degmez dünya,
    gidenlere bakmak yeter.
    hayatımız kısa bir rüya,
    gözlerini açmak yeter.

    yaralı yüregimi sende
    sarmadanmı gidecen
    sonbahar olmuş halime
    maziden bakmak yeter

    bir gün ömrüm tükenecek
    beş on dostum getirecek
    ben istemem boy boy çelenk
    bir kaç kuru yaprak yeter...

    Seni çok sevmiştim

    Sen benim içtiğim su kadar berrak,
    Nefesim kadar etkileyici,
    Güneşim kadar sıcaktın .
    Seni çok sevimiştim,
    Terk edip gitmeden önce......

    Sen benim hayatım kadar karışık,
    Bir ip kadar düğümlü,
    Bir ateş kadar yakıcıydın.
    Seni çok sevmiştim,
    Terk edip gitmeden önce.......

    Simdi ise suyumdun akıp gittin.
    Nefesimdin dağılıp gittin.
    Güneşimdin kaybolup gittin.
    Ateştin sönüp, iptin kopup gittin.

    Seni çok sevimiştim,
    Terk edip gitmeden önce....... naamloos117cw

    KEŞKE GÖRMESEYDİK BİRBİRİMİZİ

    Lale mi daha al, gül mü kırmızı,
    Yaramın üstünde iz mi kırmızı,
    Yüreklerde yanan köz mü kırmızı,
    Madem ayrılık var kaderimizde,
    Keşke görmeseydik birbirimizi.

    Avcı mı yaralı av mı yaralı,
    Yürek mi yaralı can mı yaralı,
    Avcılar avlarlar yalnız maralı,
    Madem ayrılık var kaderimizde,
    Keşke görmeseydik birbirimizi.

    Sanki beni burda bekliyor muydun?
    Okların kalbime saklıyor muydun?
    Kalbim yetmez gibi gözümden vurdu,
    Madem ayrılık var kaderimizde,
    Keşke görmeseydik birbirimizi.

    Benim kalbim hassas, küser güllere,
    Senin kalbin şaşmış eser ellere,
    Bir gün geleceksin doğru yollara,
    Madem ayrılık var kaderimizde,
    Keşke görmeseydik birbirimizi.

    Bütün suçu yüklüyorsun kadere,
    Ayakların senin bak gider nere,
    Bile bile niye düşersin derde,
    Madem ayrılık var kaderimizde,
    Keşke görmeseydik birbirimizi.

    Gönül sever laleleri gülleri,
    Ben severim baldan tatlı dilleri,
    Laleli, sümbüllü, güllü yolları,
    Madem ayrılık var kaderimizde,
    Keşke görmeseydik birbirimizi.

    Recep söylüyorsa bildiği vardır,
    Karlı dağlar aşıp gördüğü vardır,
    Seni her seveni sanma ki yardır,
    Madem ayrılık var kaderimizde,
    Keşke görmeseydik birbirimizi....RECEP YAŞAR

     h


     
    *